(İZMİR) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde esnaf ziyareti yaptı. Esnaf; artan maliyetler, yüksek vergiler ve düşen alım gücü nedeniyle zorlandıklarını dile getirirken, “Yetişemiyoruz fiyatlara”, “Günü kurtarıyoruz”, “Sermayeden yemeye başladık” sözleriyle yaşadıkları sıkıntıları anlattı.
CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, partisinin saha çalışmaları kapsamında İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, Güzelbahçe İlçe Başkanı Devrim Seyrek ile il ve ilçe yöneticileriyle birlikte esnaf ziyareti yaptı, esnafı dinledi.
Ziyarette konuşan kırtasiye esnafı, artan fiyatlara yetişemediklerini belirterek, “Yetişemiyoruz maalesef, yetişemiyoruz fiyatlara. Bir hafta aldığımızda, bir hafta sonra aldığımız aynı fiyat değil” dedi.
Aperitif ürünler satan bir esnaf ise yüksek vergi yükünden şikayet ederek, “Tek sorunumuz vergiler belimizi büküyor. Esnaf için hepimizde aynı dert var. Yüzde birle alıp yüz 10’la bu çıkma olayları hepimizin belini büküyor. Kirayı karşılayamıyoruz. Kafa kafaya çıkıyoruz hemen hemen. Günü kurtarıyoruz. Çoluğumuzu çocuğumuzu okutabiliyoruz. Ev kiramızı verebiliyoruz. Kenara bir şey koyamıyoruz” ifadelerini kullandı.
İkinci dükkanı kapattı, oğlunu işten çıkarmak zorunda kaldı
Tuhafiye esnafı da artan maliyetler nedeniyle küçülmeye gitmek zorunda kaldığını belirterek, “Benim ikinci bir dükkânım vardı, onu açmıştım geçen sene. Bu maliyetler, vergilerden dolayı kapatmak zorunda kaldım. Çamaşır, pijama, eşofman, o tarz şeyler satıyorduk. Onu da şimdi dükkânımızın arkasında bir bölüm var, oraya yer ayarlamaya çalışıyoruz. Mecburen küçülmeye geçiyoruz. Çocuklarımla çalışıyorum. Öbür dükkânda küçük oğlumu çalıştırıyordum. Ona sigortasını falan da yapmıştım. Geçen işten çıkartmak zorunda kaldım” dedi.
“Vergileri zorlanarak ödüyoruz”
Kıyafet satışı yapan bir esnaf ise işlerin durgun olduğunu belirterek, “Üç sene oldu burada. Bu sene daha çok işler düştü. İşler baya durgun. Vergileri zorlanarak ödüyoruz. Borç harç ödüyoruz. Vergimizi, sigortamızı ödüyoruz, kiramızı ödüyoruz. İşler eskisi gibi değil” diye konuştu.
“Sermayeden yemeye başladık”
Gıda ve tekel ürünleri satan bir esnaf da alım gücündeki düşüşe dikkat çekerek, raflarındaki boşluğa dikkat çekerek “Maddi durumlar, alım gücü düştü. Alım gücü olmadığından satışlar düşüyor. Alamdık mı raflar boşalıyor” dedi.
Bulut’un “İktidar sürekli buradan vergi alıyor, ürünüz azalınca ortağınız destek vermiyor mu?” sorusu üzerine esnaf, “Kimseden destek yok. Vergi dairesinden fazla… Büyük marketlerden fazla vergi ödüyoruz. Ufak bir işletme ama daha fazla vergi biz ödüyoruz. Hiçbir şeye yetişemiyoruz. İki, üç senedir sermayeden yemeye başladık” yanıtını verdi.
“Güzelbahçe Belediye Başkanımız bir numara”
Bir başka esnaf ise Güzelbahçe Belediyesi hizmetlerinden memnun olduğunu belirterek, “Başkanım bizim için çok çalışmalar yapıyor. Kendisinden çok çok memnunuz. Daha iyi olacağını düşünüyoruz. Başkanım sürekli projeleri geliştiriyor. Vallahi kendisinden çok memnunuz. Memleketten memnun değiliz. Güzelbahçe Belediye Başkanımız bir numara Türkiye’de, gerçekten 10 numara bir insan. Harika çalışıyor. Enerjiyi nereden buluyor bilmiyoruz gerçekten. Çok memnunuz kendisinden. Başkanım gibi yöneticilerin ülke genelinde çoğalmasını istiyoruz” dedi.
“Çocuklarımızın geleceği için yardımcı olun bizlere”
Aynı esnaf, eğitim sistemi ve genç işsizliğine ilişkin de, “Ben bir babayım. İki tane çocuk okuttum. Eğitim sistemimiz gerçekten rezalet. Çocuklarımızın hepsini dişimizden tırnağımızdan artırıyoruz. Okutmak için mücadele ediyoruz ama çocuklarımız okumuş olduğu bölümlerde iş bulamayıp hepsi zincir marketlerin kölesi hâline geliyor. Buna bir çözüm bulunmasını istiyoruz. 25 yıldır iktidar bu soruna bir çözüm getirmedi. Artık zaman, bu zaman olsa gerek. Ya lütfen, lütfen diyoruz çocuklarımızın geleceği için yardımcı olun bizlere. Yıllarca eğitmiş olduğumuz, okutmuş olduğumuz çocukları da kalkıp asgari ücret gibi çok uzun saatler çalıştırdıkları zaman gerçekten içimiz yanıyor. Gerçekten içimiz yanıyor” ifadelerini kullandı.
“İktidarın planlama yapması gerekiyor”
Bulut ise üniversite mezunu işsizliğine dikkat çekerek, “Aslında bunu herkes söylüyor. İktidar Partisi de söylüyor. Görüyorlar. Çünkü çok fazla sayıda üniversite mezunu var. Ve hatta şu anda genç işsizlerde üniversite mezunu sayısı daha fazla. İşsiz üniversite mezunu, üniversite mezunu olmayandan daha fazla. Ama bu işi iktidarın çözmesi gerekiyor. İktidarın planlama yapması gerekiyor. Bu çocuklar şimdi sen burada çalışıyorsun, geceni gündüzüne katıyorsun. ‘Aman çocuğum çalışmasın, okusun’ diyorsun. Sonra çocuk mezun oluyor, yine sana muhtaç kalıyor. Eğitim bir sermaye, yatırım yapıyorsunuz. Sonra da çocukları suçlu buluyorlar işte, iş beğenmiyor diye. Çocuğa okulda senin verdiğin harçlıktan daha az maaş alıyor, mezun olunca maalesef” diye konuştu.
“Paranın sadece adı var”
Fırın esnafı da, artan maliyetlerin altından kalkmakta zorlandıklarını belirterek şunları söyledi:
“Şu zamlar olmasa iyi olur ama, şükür. Vallahi yakıttan, şundan bundan kafamızı kaldıramıyoruz. Bu bir gerçektir. Samimi söylüyorum, zor dönüyoruz. Gitti gidecek yani, işin doğrusu bu. Unun fiyatı zaten almış başını gidiyor. Biz buraya başladığımızda odunun tonu 400 lira civarındaydı, şu anda 13 bin lira. Daha altıncı seneye girmedi. Ekmek fiyatı o kadar artmadı. Biz onu çok bekledik. Ben 1992’den beri bu işin içindeyim. Yıllarca dolmuşla ekmeğin fiyatı aynı gitti. Son iki senedir dolmuş bileti 30-40 lira civarında; ekmeğimiz daha yeni 17,5 lira oldu. İstiyor muyuz yani işte ekmek yükselsin diye? Hayır. Biz vatandaşın memnun olmasını istiyoruz. Burada 11 kişi şu anda çalışan var. Şu anda en kötüsü yanımdaki elemanı memnun edebilmem için, kendim biraz rahat edebilmem için en azından ekmeğin 30 lira olması gerekiyor. İşin doğrusu bu. Allah’tan biz kendimiz çalıştığımız için, benim iki tane de kardeşim var, biz kendimiz çalışıyoruz; o şekilde çeviriyoruz. Bir de bizde makine falan yok yani. Bizde hepsi el işçiliği olduğu için maliyeti biraz daha yüksek. İşin doğrusu sadece paranın adı var, başka bir şey yok. Gerçekten de çok zor. Ben eskiden çok iyi biliyorum; yedi sekiz sene önce 60 lirayla pazara gidiyordum çocuklarla. Emin ol, üç, dört bin liradan aşağıya gidilmiyor. Eskiden yani el arabası götürüp de mal doldurup getiriyorduk. Şimdi evden giderken para dolduruyoruz o el arabasına, gidiyoruz alışveriş yapıp geliyoruz.”



