Haber. Tacettin DURMUŞ
(KARS) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kars’ta yaptığı konuşmada, Barış Anneleri’nin Ankara’da tüm siyasi partilerle görüşerek barış talep ettiğini ve iğne oyasıyla işlenmiş beyaz tülbentler hediye ettiklerini hatırlatarak, barışın da tıpkı iğne oyası gibi sabır, emek ve özen gerektirdiğini, adım adım inşa edileceğine inandığını vurguladı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kars’ta düzenlenen “Barış ve Demokrasi İçin Kadın Buluşması”na katıldı. Etkinlikte, DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varli, DEM Parti Kars İl Eşbaşkanı Arzu Savaş Derman ile Kars’taki bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de yer aldı. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği buluşmada, eşit ve özgür bir yaşam için demokratik toplumun inşasında kadının rolü ele alındı.
Tülay Hatimoğulları, Orta Doğu’daki savaş ve çatışmaların halklar üzerinde büyük acılar yarattığını belirterek, emperyalist güçlerin farklı halkları birbirine düşürdüğünü söyledi. Amaçlarının Türkiye’de barışı inşa etmek ve Orta Doğu halkları arasında kardeşlik köprüsünü güçlendirmek olduğunu vurgulayan Hatimoğulları şöyle konuştu:
“Kars’ta farklı halkların bir arada yaşadığını ifade ettik. Kürt, Türk, Ermeni, Türkmen, Arap, Rus, Terekeme, Çerkez, Acem, Sünni, Alevi ve Hristiyanlar, burada bir ayrım yapmadan yaşıyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Bu fotoğrafı bütün ülkeye, dünyaya ve bölgeye yaymak istiyoruz. Savaş ve çatışmalardan en fazla biz kadınlar mağdur ve muzdaripiz. Türkiye’de 50 yılı aşkındır devam eden savaş ve çatışmaları bitirmek istememizin en büyük sebebi, biz kadınlar çektiğimiz acıların artık son bulmasıdır. Akan kanın durmasını istiyoruz. Hiçbir annenin ağlamasını istemiyoruz. Bizim açımızdan barış, son derece önemli ve kıymetli. Bizim için bir gerilla annesi ile bir asker annesinin acısı aynıdır. Anaların gözünden akan yaş, yüreğinin en derine saplanmış olan hançerin verdiği acı, o ölüm acısı bizim açımızdan aynıdır. Artık bu kayıplar bitsin istiyoruz. Ve bütün mücadelemiz savaşı durdurmak anaların göz yaşının kurumasını sağlamaktır.
“SAVAŞA KARŞI ÇIKARKEN AYNI ZAMANDA YOKSULLUĞA KARŞI ÇIKIYORUZ”
Bizler bunu mutlaka başaracağız. Hiçbir acı yarıştırılmaz. Acılar sadece anlaşılmak ister. Bir Türk, bir Arap, bir Kürt annenin acısını asla yarıştırmamalıyız. Bu acıları anlamalıyız ve bu acıları anlayarak çözümler üretmeliyiz. Savaşın en büyük mağdurları çocuklarını yetiren analar, aynı zamanda göç yolunu tutmak zorunda kalan yine kadınlar ve çocuklar.
Türkiye son derece yoksul bir ülke. Savaş ve çatışmalarla özellikle ülkenin doğusu, Kürt halkının yoğun yaşadığı bölge daha fazla aç ve yoksul bırakıldı. Türkiye’de çok derin bir ekonomik kriz var. Ama insanlar ekonomik kriz var diyemiyor. ‘Ben ekmeğimin peşinde koşmak, çocuklarıma sıcak bir ekmek götürmek istiyorum’ dediğinizde, anında bir terörist yaftasıyla karşılaşıyorsunuz. Bugün Türkiye’de emek hareketinin örgütlenmesi bile Kürt sorunu üzerinden sistem tarafından engellenmeye çalışıldı. Sayın Öcalan bu çağrıyı, burada bir anahtar görevi göreceğini düşündüğü için bunu gerçekleştirdi. Bir yandan Kürt sorunun barışçıl ve demokratik çözümü, öte yandan Türkiye’de terör paranteziyle üstü örtülen kadın hakları, işçinin, emekçinin hakkı, yoksulun hakkı, emekli kardeşlerimizin, abilerimizin, amcalarımızın, teyzelerimizin hakkı savunulsun istiyor, bunun önü açılsın istiyor. Dolayısıyla bizler savaşa karşı çıkarken aynı zamanda yoksulluğa karşı çıktığımızı da belirtmeliyiz. Savaş ekonomisine hayır dediğimizi belirtmeliyiz. Savaşa, topa, tanka, mermiye, özel harp politikalarına bütçe değil, ekmeğe, işe, aşa, ücretlere ve kadınlara ayrıca bütçe diyoruz.
“BARIŞI BÜYÜK BİR SABIRLA İŞLEYECEĞİZ”
Bütün kayıplarına rağmen, acılarına rağmen, çocuklarını kaybetmiş olmalarına rağmen barıştan asla vazgeçmeyen beyaz tülbentli Barış Annelerine de buradan selam ve sevgilerimizi iletiyorum. Barış Anneleri iki gündür Ankara’da parlamentodan bütün siyasi partilerle görüşme yaptılar. Hem Cumhur İttifakı’yla hem diğer muhalif partilerle, bütün siyasi partilerle görüşme yaptı. Barış talep etti annelerimiz. Siyasi parti liderlerine kenarı iğne oyasıyla işlenmiş beyaz tülbentler hediye ettiler. İğne oyası büyük bir sabır ister. İlmek ilmek dokunur. İğneyi kenara bıraktığında o iş asla bitmez. Çok büyük bir emek. Bakın barış da öyle bir şey. Biz barışı tıpkı bir iğne oyası gibi ilmek ilmek, küçük küçük ve büyük bir sabırla işleyeceğiz. Annelerin bugün iğne oyalı tülbentleri siyasi liderlere hediye ederken anlamı buydu. Barışı da bu oya inceliğiyle, iğne oyası inceliğiyle, sağlamlığıyla, sabrıyla, göz nuru, el emeğiyle, asla ara vermeden, üzerine gide gide işledikçe biz bu topraklarda barışı bir iğne oyası gibi nakşedeceğimize yürekten inanıyorum.”



