Haber: Kadir DEVİR – Kamera: Gurbetelli YALÇIN
(ANKARA) – YENİ Parti Ankara İl Örgütü, kayyum atanan Halk TV önünde basın açıklaması yaptı. YENİ Parti Ankara İl Başkanı İbrahim Karaca, “Gerçekler karartılamaz, halkın iradesi yok sayılamaz, basın özgürlüğü susturulamaz! Özgür basın, bağımsız yargı ve demokratik bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” açıklamasında bulundu.
YENİ Parti Ankara İl ve İlçe Örgütleri, kayyım atanan Halk TV’ye dayanışma ziyaretinde bulundu. YENİ Parti Ankara İl Başkanı İbrahim Karaca, Halk TV’ye kayyum atanmasını eleştirerek kararın basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve milletin iradesi açısından ciddi kaygılar doğurduğunu belirtti. Ekrem İmamoğlu’nun yargı sürecinin önemli bir aşamasında alınan kararın sorgulayan Karaca, gazetecilerin susturulmasına ve kamuoyunun bilgiye erişiminin engellenmesine karşı çıkarak karara ilişkin yetkililerden açıklama istedi.
“HALKIN GERÇEĞİ ÖĞRENMEK İSTEMESİ SUÇ DEĞİLDİR”
Karaca açıklamasının devamında şunları ifade etti:
“Basın özgürlüğü, iktidarın uygun gördüğü ölçüde kullanılabilecek bir hak değildir. Hukuk, kişilere ve siyasi görüşlere göre değiştirilemez. Kamu gücü eleştiriyi susturmanın değil, halka hesap vermenin aracıdır. Kayyumlarla iradeyi, baskıyla düşünceyi, sansürle gerçeği kontrol edebileceğini sananlar demokratik toplumun ne olduğunu unutuyor.Gazetecilik suç değildir. Soru sormak suç değildir. Halkın gerçeği öğrenmek istemesi suç değildir. Bir televizyon kanalının yönetimine müdahale edilmesiyle başlayan tartışma, milyonlarca yurttaşın haber kaynaklarına erişimini ve kamusal tartışmanın özgürlüğünü ilgilendirmektedir. Bu nedenle kararın hukuki dayanakları açıklanmalı, basın kuruluşlarının bağımsızlığı ve gazetecilerin çalışma özgürlüğü korunmalıdır. Bizler hukukun üstünlüğünden, bağımsız yargıdan ve özgür basından yana olmaya devam edeceğiz.
Siyaset hesap vermekten kaçamaz, kamu gücü eleştiriden muaf değildir. Hiçbir makam halkın haber alma hakkının üzerinde değildir. Bizim mücadelemiz yalnızca bir makam mücadelesi değil; demokratik hakların, adaletin ve halkın söz sahibi olduğu bir ülkenin mücadelesidir. Biz susmayacağız. Sorularımızı sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Gazetecilerin özgürlüğünü ve yurttaşların haber alma hakkını savunmaktan geri durmayacağız. Çünkü biliyoruz ki demokrasi, yalnızca sandık günü değil her gün korunması gereken bir iradedir. Gerçekler karartılamaz, halkın iradesi yok sayılamaz, basın özgürlüğü susturulamaz! Özgür basın, bağımsız yargı ve demokratik bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”
“HALK TV DEĞİL SİZ SUSTURULDUNUZ”
Serhan Asker de şöyle konuştu:
“Böyle soğuk bir akşam havasında Halk TV ile dayanışma içerisindesiniz. Halk TV ailesi adına çok teşekkür ediyorum. Halk TV ve toplum, 20 yıldır bir aile olmuş durumda. Halk TV ile izleyicisi arasında duygu dolu bir atmosfer, duygu dolu bir bağ var. Ve bu bağ bugün kopartılmaya Biz Halk TV’de çalışan emekçiler olarak bu güzel halkla öylesine güzel bir iletişim kurduk ki sokakta bizi gören Halk TV izleyicisi, sadece bize değil, kanalda çalışan muhabirimize kadar eğer tanıyorsa filesinde portakal varsa o portakalı bizimle paylaşıyor. Halk TV izleyicisi o kadar olgun, o kadar nitelikli, o kadar duyarlıdır ki bizi daima desteklediler. Bundan sonra da destekleyecekler. Yarın biz işsiz kalabiliriz. Yarın bize gelip ‘İşinize devam edin’ de diyebilirler. Ancak ben kendi adıma söylüyorum: Artık Halk TV’nin o atmosferi olmadan burada çalışmam. Bugün susturulan Halk TV değil aslında; siz susturuldunuz. Ve bugün Halk TV’nin o milyonlarca izleyicisi bütün evlerde matem vardır. Bir yakınını kaybetmiş gibidir Halk TV’nin izleyicisi bugün.”
“MUHALEFET OLARAK ÖNÜMÜZDEKİ TEHLİKENİN ÇOK BÜYÜK OLDUĞUNUN FARKINDA OLMAK ZORUNDAYIZ”
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, kayyum kararını şu sözlerle eleştirdi:
“Artık bugün itibarıyla bu rejimin adını sağlıklı koymamız lazım. Anayasa’nın 1. maddesi ‘Devletin yönetim şekli Cumhuriyettir’ der. Ancak 2. maddesi onu taçlandıran ifadeyle birlikte anıldığında bir anlam ifade eder. O da, ‘Türkiye Cumhuriyeti; laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir’ der. Eğer biz demokrasiden bahsediyorsak, demokrasinin olmazsa olmazı muhalefettir ve hiç şüphesiz ki bağımsız medyadır, basındır. Anayasa’nın 28. maddesi de ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ hükmünü haizdir. Dolayısıyla bugün özü itibarıyla Cumhuriyetin temellerine bir müdahale söz konusudur. Halk TV’ye yapılan bu müdahale, sadece Halk TV çalışanlarına ve sahibine yapılmış bir müdahale değildir; milletin ta kendisine, halkın ta kendisine yapılmış bir müdahaledir. Bunu asla kabul etmemiz mümkün değil.
Muhalefet olarak önümüzdeki tehlikenin çok büyük olduğunun farkında olmak zorundayız. Hep birlikte demokrasiye, hep birlikte özgür basına sahip çıkmamız lazım. Çünkü demokrasilerde özgür basın hayat kurtarır. Bu müdahale sadece Halk TV’ye değil, 86 milyonun yüreğine vurulmuş bir prangadır. İnşallah hep birlikte söküp atacağız ve bir yol bulacağız. Bu yolu hep birlikte yürüyeceğiz. Asla umutsuzluğa kapılmayacağız. Polatlı’da Yunan’ın top seslerinin duyulduğu o anda, Tacettin Dergâhı’nda Mehmet Akif’in dizelerini hatırlayacağız, ‘Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk’ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.’ Ben o günün yakın olduğuna inanıyorum.”
“HİÇ UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN”
YENİ PARTİ Ankara Milletvekili Umut Akdoğan açıklamasında şunları kaydetti:
“Bugün bize yapmak istedikleri şey, umudumuzu kesmemizi sağlamaktır. Eğer biz umutsuzluğa kapılırsak; eğer sandıktan, gelecek o seçim gününden umudumuzu kesersek, işte bu darbeciler o gün kazanmış olacaklar. Bunun bilinciyle hiçbir şekilde umudumuzu yitirmeyeceğiz! Çok değil, bundan bir yıl sonra o sandık gelecek. O sandığa girdiklerinde bugün yaptıklarından çok pişman olacaklar! Bu milyonları, üzdüklerine çok pişman olacaklar! Hem sultancılar hem butlancılar çok büyük bir ders alacaklar. Halk TV’yi ezelden beri, kurulduğu günden beri, iktidara geldikleri çeyrek yüzyıl önceki günden beri sevmeyenlerle bugün sırtını ona dayayıp Halk TV’ye her türlü düşmanlığı yapan butlancılar, sandığın ta dibine birlikte gömülecekler! Hiç merak etmeyin.
Bugün burada bir hüzün paylaşmak, içimize dolan o geçici karanlık bulutları birlikte dağıtabilmek için toplandık. Ama sandığın geldiği o akşam, toplumsal muhalefeti oluşturan kesimlerin tümü bu meydanlarda yaşadığımız bu kara günlere inat davullar çalacaklar, zurnalar çalacaklar, halaylar çekecekler. Hiç umutsuzluğa kapılmayın. Ekranlar bizimdir, internet bizimdir, YouTube bizimdir, WhatsApp bizimdir, kuş sesleri bizimdir, dalga sesleri bizimdir, toprağın sesi bile bizimdir! Biz bu iletişim araçlarıyla, gerekirse dumanla haberleşiriz ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bayrağını yere düşürmeyiz.”
“KARANLIĞA KARŞI SUSMAYACAĞIZ”
YENİ Parti Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, “100 yıl önce de bu halk bu mücadeleyi verdi; emperyalizmi ve sizin gibi karanlıkları yendi. Halen ve şimdi de bu mücadeleyi vererek sandıkta sizleri mutlaka yenecektir. Daha iki hafta önce T24’ü kapattılar, şimdi Halk TV. Daha ne yapacaksınız? Neyi kapatacaksınız? Gelip halkın ağzına bant mı yapıştıracaksınız? Bizler bu seçimi kazanmak için tüm muhalefet partileri olarak kapı kapı, yol yol, köy köy dolaşacağız. O sandık gelecek ve biz bu seçimi mutlaka alacağız. Karanlığa karşı susmayacağız. Karanlığa karşı omuz omuza mücadelemiz devam edecektir.” dedi.
“SUSTURULAN SES BENİM SESİMDİR, HER BİRİMİZİN SESİDİR, BİZİM SESİMİZDİR”
Yeni Parti İzmir Milletvekili Salih Uzun ise şöyle konuştu:
“Her birimizin evinin içerisinde bir matem var. Ancak bu matem havasını dağıtmak kendi kendine olmaz, olmayacak da. Bir mücadele gerekiyor. Emin olun dostlar, çok daha büyük bir mücadeleyi örgütlememiz gerekiyor. Böyle otoriter rejimler, böyle baskıcı rejimler ayrı ayrı mücadelelerle yenilemez; bunu bilelim. Hepimiz, her birimiz, her bir muhalif, bugünkü düzenden şikâyet eden herkes hep beraber çok daha büyük bir mücadeleyi örgütlemek zorundayız. Bu bilinçle hareket etmek zorundayız ve bunu yapacağız. Bakın; kesilen ses, susturulan ses sadece Halk TV’nin sesi değildir. Susturulan ses benim sesimdir, her birimizin sesidir, bizim sesimizdir! Bütün vatandaşlarımızı sadece Halk TV’nin haklarını savunmaya değil; kendi sesini, kendi haklarını savunmaya davet ediyorum. Bu mücadele büyük bir mücadeledir, bunu başaracağız.”



